Biz, herhangi bir
menfaat düşüncesi ile değil yalnız Allah'ın emri olduğu için ve onun rızasını
kazanmak maksadıyla oruç tutarız.
Hz. Ali (Allah ondan razı olsun)
diyor ki:
- Karşılığında bir menfaat umarak yapılan ibadet, ticaretçinin
ibadetidir.
- Korku sebebiyle yapılan ibadet kölenin ibadetidir.
-
Allah'ın nimetlerine şükretmek maksadıyla yapılan ibadet, hür olan kimsenin
ibadetidir. (23)
Makbul olan ibadet, Hz. Ali'nin de
belirttiği gibi Allah'ın nimetlerine karşı şükran borcunu yerine getirerek onun
rızasını kazanmak maksadıyla yapılan ibadettir.
Allah, ancak böyle samimi
bir düşünce ile yapılan ibadetleri kabul eder.
Orucun
Karşılığı
Oruç tutmak suretiyle Allah'ın emrini seve seve yerine getiren
mü'minlerin bağışlanacağını, günahlarının affedileceğini müjdeleyen
peygamberimiz şöyle buyuruyor:
"Bir kimse
inanarak ve mükâfatını umarak Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları
bağışlanır." (19)
Lütuf ve rahmeti sonsuz olan Yüce Allah,
ibadetlerimize ve yaptığımız iyiliklere en az bire on kat mükafat vereceğini
bildirmiştir. Bu mükâfatın bazı ibadetlerde bire yediyüz katına kadar
artırılacağını peygamberimiz haber vermiştir. Ancak oruç bununla da sınırlı
değildir, onun mükâfatı çok daha fazla olacaktır.
Peygamberimiz şöyle
buyuruyor:
"Âdemoğlunun her amelinin karşılığı
kat kat verilir. Bir iyilik on katından yediyüz katına kadar mükâfatlandırılır."
Allah Tealâ buyuruyor ki:
-"Ancak oruç müstesna, zira oruç, doğrudan doğruya bana
edilen (riya karışmayan) bir ibadettir. Onun mükâfatını ben veririm. Oruçlu
yemesini, içmesini ve cinsel arzularını benim için bırakmıştır." (20)
Görülüyor ki, Yüce Allah, oruca ayrı bir
değer vermiş, mükâfatının çok fazla olacağına işaret etmiştir. Çünkü oruç, büyük
bir sabır ve fedakârlıkla yerine getirilen bir ibadettir. İnsanın yılda bir ay
süre ile imsak vaktinden güneş batıncaya kadar en tabiî hakkı ve zorunlu
ihtiyacı olan yemesini, içmesini bırakması, cinsel arzularından uzak durması
sağlam bir inancın ve Allah'ın emirlerine tam bir teslimiyetin göstergesidir.
Bu sabır ve fedakârlık; Ancak Allah için
yapılır. İnsanların görmediği ve vicdanı ile başbaşa kaldığı yerlerde de orucunu
tutan bir mü'min, inancında samimî olduğunu ispat etmiş, büyük bir sınav
kazanmıştır. Mükâfatı da ona göre büyük olacak, kat kat verilecektir.
Dünya işlerinde de görevinde üstün
başarı gösteren kimseye ödülünü bizzat devlet başkanının verdiğini görürüz.
Devlet başkanının verdiği bu ödül, maddî ve manevî büyük bir değer taşır. Oruç
ibadetinin mükâfatı da böyledir.
Oruç ibadetini yerine getirenler, Cennete
kendileri için özel olarak ayrılan bir kapıdan gireceklerdir.
Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
"Cennette "Reyyan" denilen bir kapı vardır. Bu
kapıdan kıyamet gününde Cennete yalnız oruçlular girerler; o kapıdan onlardan
başka hiç bir kimse giremez." (21)
Oruç ibadetini yerine
getiren ve gerçek anlamda büyük bir sınav kazanan mü'min; ahirette Allah'a
kavuşup mutluluğun zirvesine çıktığı gün en büyük sevinci tadacaktır.
Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
"...
oruçlu için iki sevinç vardır. Biri iftar vaktindeki sevinci, diğeri de
(orucunun mükâfatını almak üzere) Ahirette Rabbine kavuştuğu andaki
sevincidir."(22)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder